KİŞİLİK HAKLARI KAPSAMINDA ÖLÜM SONRASI SOSYAL MEDYA HESAPLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

Furkan Doyuran*

GİRİŞ

            Dijital çağın hızla gelişmesi sonucu dijital varlıkların hukuki açıdan, özellikle miras hukuku açısından değerlendirilmesi kaçınılmaz olmuştur. 2025 yılında yapılan bir araştırmaya[1] göre Türkiye’de 77,3 milyon kişi internet kullanıcısıyken 58,5 milyon sosyal medya kullanıcısı bulunmaktadır. Dijitalleşen dünyada bu sayı gittikçe çoğalmaktadır. Önemle belirtilmelidir ki yalnızca sosyal medya üzerinden kazanç sağlayıp yaşamını idame ettiren kişi sayısı da günden güne artmaktadır. Ancak ülkemizde dijital miras ve dolayısıyla sosyal medya hesaplarının ölüm sonrası akıbetine dair doğrudan yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Değerlendirmemizde sosyal medya hesaplarının ölüm sonrası akıbeti, terekeye dahil edilip edilememesi, mevcut hukuk ve olması gereken hukuk açısından değerlendirilmesi ve sosyal medya hesaplarının mevcut uygulaması ele alınacaktır.

 

1.DİJİTAL MİRAS VE KİŞİLİK

1.1 Genel Olarak

            4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’na[2] göre “Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlar ve ölümle sona erer.” Yine ilgili maddenin devamına göre, “Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde eder.” Ölüm anının kabulü konusunda öğretideki hakim görüş beyin ölümüdür[3]. Kişiliğin sona ermesine bağlanan en önemli sonuç kişiye bağları hakların sona ermesi ve malvarlığı haklarının mirasçılara geçmesidir[4].

 

1.2 Hukuki Açıdan Dijital Miras

            Günümüzde miras hukukunun yoğunlaştığı konular olan taşınır-taşınmaz mallar ile alacak hakları ve borçların mirasçılara intikali teknoloji devrinde yetersiz kalmaktadır. Zira artık kişilerin dijital malvarlıkları onların ayrılmaz parçası haline gelmeye başlamıştır. Bunun sonucunda da hukukun bu gelişmelere paralel olarak olası hukuki sorunlara karşı bir çözüm bulması söz konusu olmalıdır.
Dijital miras hususunda mevzuatımızda doğrudan yasal bir düzenlememe olmamasına karşın Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi tarafından verilen 13.11.2020 tarihli ve 2020/1149 E. 2020/905 K. sayılı karar dijital varlıkların mirasçılara intikali açısından büyük ilgi uyandırmaktadır. İlgili karar uyarınca mahkeme, davacının, ölen eşinin Icloud hesabının terekeye dahil edilmesi istemini kabul etmiştir. Ancak bu karar, öğretide mahkemenin belirttiği gibi yasada bir boşluk olmadığı ayrıca hatalı değerlendirmelerle doğru sonuca ulaşıldığı TMK madde 599/2’de belirtildiği üzere dijital malvarlığının diğer malvarlığı haklarına girdiği savunularak eleştirilmiştir[5].
Dijital miras konusuna 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu[6] (FSEK) açısından da değerlendirme yapmak gerekmektedir. FSEK madde 63’e göre eser üzerindeki mali haklar mirasçılara intikal eder. Eser üzerinde mali haklar: işleme, çoğaltma, yayma, temsil, yayın ve umuma iletim haklarıdır.[7] Manevi haklar ise şahsa sıkı sıkıya bağlı olduklarından dolayı mirasçılara geçmemektedir [8]. Eser sahibinin dijital ortamda varlık kazandırdığı eserler üzerinde de mirasçıların haklarını kullanması, örneğin “…miras bırakanın dijital ortamda karşılaşılan romanının veya şiirlerinin yayımlanması veya çekmiş olduğu fotoğraflarla bir sergi yapılması…”[9] önünde bir engel yoktur. Sonuç olarak var olan yasal düzenlemeler uyarınca bir dijital varlığın bazı haklarının mirasçılara intikali konusunda tereddütsüz yorum yapmak için ilgili varlığın FSEK m.1/b-a kapsamında eser olarak nitelendirilebilmesi gerektiği yönünde bir anlam çıkmaktadır.
Ülkemizde sağlık hukuku alanında yapılan son değişikler uyarınca 7557 sayılı Kanun[10] ile 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanunun[11] 14. maddesinde değişikliğe gidilmiştir. İlgili değişiklik uyarınca kişi yaşamında organ ve dokularının ölümden sonra alınması yönünde bir irade oluşturmamış olsa dahi[12] “...sırasıyla ölüm anında yanında bulunan eşi, reşit çocukları, ana veya babası veya kardeşlerinden birisinin, bunlar yoksa yanında bulunan herhangi bir yakınının muvafakatiyle ölüden organ veya doku alınır.” İlgili gelişme cesedin tartışmalı statüsü ve eşya olarak kabul edilmemesine rağmen, yakınlarının ceset üzerinde tasarruf edebilmesi açısından önem taşımaktadır. Öyle ki, bu gelişme ileride dijital mirasa ve kişilik haklarına dair de düzenlemelerin gelebileceğine dikkat çekebilmektedir.
Ancak unutulmamalıdır ki Kanun bağışçının hayattayken gösterdiği iradeye öncelik tanımış ve öldükten sonra bu iradeye aykırı işlem yapılmasını “bağışçının sağlığında açıkladığı iradesinin yakınlarının hilafına olması halinde bağışçının iradesi esas alınır” demek suretiyle engellemiştir.
 
  1. DİJİTAL MİRAS AÇISINDAN SOSYAL MEDYA HESAPLARININ DURUMU

2.1 TMK Kapsamında Miras Hukuku Açısından İnceleme      

Sosyal medya hesaplarının dijital miras kapsamında terekeye dahil edilip edilememesi konusu TMK m.599/2’de belirtilen “diğer malvarlığı haklarına” dahil olup olmaması, KVKK kapsamındaki sorunlar, platformların kullanıcı sözleşmeleri gibi nedenlerden dolayı diğer dijital varlıklara nazaran daha girift bir konudur ve ayrıca incelenmesi gerekmektedir.
Sosyal medya hesaplarının terekeye dahil edilebilmesi açısından doktrinde genel olarak yalnızca şahsi amaçla kullanım, ticari amaçla kullanım ve karma amaçla kullanım şeklinde ayrımlar yapılmıştır.[13] Hesabın salt kişisel amaçla kullanımı açısından doktrinde farklı görüşler mevcuttur. Bir görüşe göre[14] Anayasa tarafından korunan bir hak olan özel hayatın ve haberleşmenin gizliliği açısından, ölümle kişilik son bulacağı için miras bırakan açısından bir sorun teşkil etmese de iletişimin tarafı üçüncü kişiler açısından bir ihlale yol açacağı ileri sürülmüştür. Ancak yine aynı görüş uyarınca, Anayasa’da korunan miras hakkının bunlara ağır basacağını, bu hesapların TMK madde 653/2 kapsamında “anı niteliğinde eşya” olarak kabul edilmesi gerektiği, teknolojinin gelişmesiyle fotoğraf, resim gibi varlıkların depolanmasının artık çoğunlukla dijital olarak yapıldığı varsayılarak mirasçılara intikal etmesini gerektiği savunulmuştur. Diğer bir görüşe göre[15] ise ekonomik değer taşımayan sosyal medya hesabı kişinin TMK m.599/2 anlamında malvarlığından ziyade kişilik haklarına girdiğini, dolayısıyla miras hukuku kuralları gereği terekeye dahil edilemeyeceğini savunulmaktadır. Ayrıca, maddi anlamda bir varlığının olmadığı veya üzerinde doğrudan hakimiyet kurulamadığı gerekçesiyle “eşya”, kanunda bir örneklenmesi bulunmadığı için “eşya benzeri” kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Maddi kazanç sağlayan sosyal medya hesapları ayrımında ise bir görüşe göre[16] külli halefiyet ilkesi gereği, ekonomik bir değer taşıyan ve parayla ölçülebilen sosyal medya hesapları bir bütün halinde mirasçılara intikal eder. Ayrıca sosyal medya hesabının çok yüksek maddi getirisi olmasının, yüksek takipçili hesapların satışının da yayın olduğu, aksi yönde bir düşüncenin hakkaniyete aykırı olduğu da savunulmaktadır.[17] Aynı düşüncedeki yazarlara göre karma nitelikteki hesapların, yukarı açıklanan nedenlerle hem “anı niteliğinde eşya” hem de maddi değer taşımaları bakımından herhalde mirasçılara intikali mümkün olmalıdır. Ticari amaç taşımaları açısından öğretide bir görüş uyarınca[18] eğer hesap; miras bırakana veya üçüncü kişilere dair hiçbir kişisel veri bulundurmuyorsa, veri bulundurmasına rağmen kişilerin özel hayatının gizliliğine ihlalde bulunacak nitelikte değilse veya bu verilerin ayıklanması mümkün ise verilerin ayıklanmasını mahkemece atanacak kayyımın üstlenmesi gerektiği [19] dolayısıyla da mirasçılara geçişini elverişli kabul etmektedir. Bir diğer ifadeyle ilgili görüş uyarınca karma nitelikteki sosyal medya hesapları için kişinin şahsına ne kadar bağlı ise hesapların mirasçılara intikalinin o kadar elverişsiz olacaktır.[20] Öğretide bazı yazarlar ise herhangi bir ayrıma gidilmeden bu varlıkların terekeye dahil edilmesi gerektiği görüşündedir.[21] Bu görüş dayanağını özel anı niteliği taşıyan eşyayı düzenleyen TMK m.653 ve mirasın, mirasçılara bir bütün olarak geçtiğini açıklayan TMK m.599’dan almaktadır.

 

2.2 Hizmet Sağlayıcıları Açısından İnceleme

Sosyal medya hizmet sağlayıcıları ve kullanıcılar arasında sosyal medya platformuna kaydolurken doktrinde [22] bu sözleşmelerinin niteliğine dair birçok tartışmanın olduğu atipik bir sözleşme ilişkisi kurulur. Sözleşmelerde tarafların kimliğinin önemli olması durumunda sözleşmelerin mirasçılara intikali kural olarak mümkün olmamaktadır. Yine aynı şekilde tarafların kimliğinin ön planda olmadığı sözleşmelerde taraflarca sözleşmelerinin devri yasaklanabilir. Kullanıcılar, birbiriyle aynı olarak çerezleri kabul etme ve verilerin işlenmesine katlanma gibi aynı yükümlülükleri kabul ettiğinden, tarafların arasındaki sözleşmenin niteliğinden bağımsızlık olarak, kullanıcıların kimliği önem taşımamaktadır.[23] Birçok sosyal medya platformu hizmet şartlarında hesabın devredilebileceğini yasaklamıştır.[24] Söz konusu yasaklamalar, gelecekte çok sayıda benzer sözleşmede kullanılmak üzere tek taraflı biçimde düzenlenip karşı tarafın bu maddeler üzerinde değişiklik yapmamaları nedeniyle, Türk Borçlar Kanunu[25] madde 20 uyarınca genel işlem şartı niteliği taşımaktadır. Bu nedenle bu hükümlerin içerik, yorum ve yürürlük denetiminden geçmesi gerekmektedir. Hesapların mirasçılara geçişini yasaklayan bu genel işlem koşulları, kullanıcıların menfaatine aykırı olduğundan dolayı yok hükmünde olması gerekmektedir.[26] [27] Doktrindeki diğer bir görüş[28] ise sözleşmelerde hesabın yalnızca platforma kaydolan kişi tarafından kullanılacağı veya mirasçılara intikali yönünden bir yasak olması durumunda hesabın terekeye dahil edilemeyeceği yönündedir. İlgili sözleşmelerdeki hesabın devredilemeyeceğine ilişkin genel işlem şartları, kullanıcının sözleşmeyi okumadığının veya hesabın kullanımı açısından amacının ispatının çok zor olması nedeniyle yürürlük ve içerik denetimin yönünden ilgili hükmün yok sayılamayacağı belirtilmiştir.
            Sosyal medya hesaplarının mirasçılara intikali konusunu ayrıca kişisel veriler açısından da ele almak gerekmektedir. Kişisel veri kavramı, Kişisel Verileri Koruma Kanunu[29]’nun (KVKK) m.3/1-d maddesinde “kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi” olarak tanımlanmıştır.[30] Kişilerin, sosyal medyadaki içeriklerinin çok büyük çoğunluğu bu tanımın içine dahil olmaktadır.[31] TMK uyarınca kişilik ölümle son bulduğundan dolayı mevcut düzenlemede ölen kullanıcıların verileri açısından KVKK uyarınca koruma sağlanmamaktadır.[32] Ancak, mirasçıların ölenin mesajlaşmalarına erişimi açısından konuşmanın tarafı üçüncü kişilerin kişisel verilerin ihlali söz konusu olabilmektir. Bu bakımdan hem ticari amaçla kullanılan hem de kişisel veriler içeren hesaplardaki verilerin ayrıştırılmadan mirasçılara intikali hukuka aykırılık yaratacaktır.[33]
            Ölüm sonrası kişilik haklarının durumu açısından öğretide “hatırayı koruma doktrini” ve “ölüm sonrası kişiliğin korunması teorisi” adlı iki görüş bulunmaktadır. Türk/İsviçre öğretisi ve uygulamasında ağırlıklı olarak benimsenin hatırayı koruma doktrinine göre[34] ölümle birlikte kişilik sona erer. Dolayısıyla ölümle birlikte kişiliği koruma imkanı da ortadan kalkmaktadır. Ölen kişinin hatırasına yönelik yapılan saldırıları, yakınlarının ölene duyduğu saygı ve sevgi zarar gördüğü için ölen kişinin kendi kişilik haklarına dayanarak söz konusu ihlale karşı dava açabileceklerdir.[35] Bu görüş, ölene karşı yapılan saldırıların her zaman yakınları için kişilik hakkı ihlalinde olmayacağı, manevi tazminat isteminin mirasçılara geçmesi dolayısıyla “ölen kişiyle ticaret yapılması” ve bu değerlerin metalaşması yönünden eleştirilmiştir.[36] Hatırayı koruma doktrinine göre kişilik son bulacağından ve ölenin kendi hakkına dayalı bir koruma söz konusu olmadığından sosyal medya hesaplarındaki verilerin mirasçılara intikali yönünden bir sorun çıkmayacaktır. Alman doktrininde yaygın olan görüşe[37] göre ise kişilik ölüm sonrası da belirli bir süre korunmaya devam etmektedir.[38] Dolayısıyla ölenin şeref, haysiyet, özel hayatının gizliliği ve mahremiyeti halen koruma altındadır. Bu görüş uyarınca ölenin yakınları kendi kişilik haklarına değil, ölenin kişilik haklarına dayalı istemde bulunurlar.[39] Türk doktrininde Serozan, ilgili görüşe dair düzenlemenin Türk hukukunda da mevcut olduğunu, dayanağının ise Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun m.14 ve FSEK m.19/1-85-86 olduğunu belirtmektedir. Bu maddelerde ölenin yakınlarının kendi kişilik haklarına değil, ölenin kişilik haklarına dayandığı vurgulanmıştır.[40] Ayrıca görüleceği üzere ölenin yaşamındaki iradesine üstünlük tanınmıştır. Ölümden sonra kişilik haklarının durumuna ilişkin bu görüş benimsendiği takdirde ölenin şeref ve saygınlık gibi değerlerinin yanında mahremiyeti de korunacak[41] ve söz konusu sosyal medya hesapları mirasçılara intikal etmeyecektir.[42]
Sosyal medya hesaplarının mirasçılara intikali tartışmaları ile doğrudan ilgili olarak Alman Federal Mahkemesi’nin “Facebook” kararına[43] değinmek gerekir. Berlin’de kızının şüpheli ölümünü araştıran bir anne, kızının ölümüne dair ipucu olabileceğine dair anıt hesaba dönüşmüş olan Facebook hesabına erişim talep etmesine karşın, platform bunu reddetmiştir. Berlin Eyalet Mahkemesi davacının talebini haklı bulmasına karşın; Berlin Eyalet Yüksek Mahkemesi telekomünikasyonun gizliliğini gerekçe göstererek reddetmiştir. Alman Federal Mahkemesi’ne taşınan olayda mahkeme, Genel Veri Koruma Tüzüğü’nde korunan menfaatin yaşayan kişilere dair olduğunu, yazışmaların tarafı üçüncü kişiler bakımından ise yazışmaların başka kişilerce erişebilme riskini tarafların kendisinin taşıdığını ve bu nedenle kişisel verilere yönelik bir ihlal olmadığını, hesabın devredilemeyeceğine dair genel işlem şartlarının dürüstlük kuralına aykırı derecede olduğundan hareketle hükümsüz sayılacağını, sözleşmenin taraf sıfatının mirasçılara geçeceğini ve mirasçıların üçüncü kişi konumunda olmadığını, ayrıca dijital verilerin, mektup, günlük benzeri sayılarak mirasçılara intikal etmesi gerektiğini belirtmiş ve Berlin Eyalet Yüksek Mahkemesi’nin kararını bozmuştur.[44] 
 
  1. SOSYAL MEDYA PLATFORMLARININ MEVCUT UYGULAMASINA GENEL BAKIŞ
            Facebook’ta kullanıcılar, ölüm sonrası hesabın tamamen silinmesini, hesap varisini veya anıtlaştırılmasını seçebilir. Kişi, yaşamında hesabının silinmesi seçeneğini seçmez ise kullanıcının vefat ettiği fark edildiğinde hesap hizmet sağlayıcısı tarafından anıtlaştırılır. Anıt hesapta, vefat eden kişinin içerikleri paylaşılan hedef kitleye görünmeye devam eder, arkadaşları tarafından vefat eden kişinin “zaman tünelinde” paylaşımlar yapılabilir. Anıtlaştırılan bir hesaba hiçbir türlü giriş yapılamaz. Ancak eğer kullanıcı vefatından önce bir hesap varisi belirlediyse, bu varis anıt hesabı yönetebilir, profil resmini, kapak fotoğrafını değiştirebilir, arkadaşlık isteklerini onaylayabilir ve hesabı kalıcı olarak silebilir ancak yine hesaba giriş yapamaz, kişinin mesajlarına erişemez[45]. Instagram’da Facebook’tan farklı olarak hesap varisi seçeneği yoktur. Ayrıca kullanıcının, yaşam süresinde hesabının ölüm sonrası akıbetini belirleyebileceğine dair bir ayarlama yoktur. Kullanıcının vefat etmesi durumunda, hesabın anıtlaştırılması istenebilir. Ancak hesabın silinmesi, yalnızca vefat eden kişinin birinci derece akrabaları tarafından Instagram yetkililerince istenen belgelerin verilmesi sonucunda mümkündür [46]. LinkedIn, anıt hesaplarına benzer olarak, kullanıcının vefat etmesi ve vefatının bildirilmesi üzerine vefat eden kişinin hesabını “saygı” hesabına dönüştürür. Böyle bir durumda vefat eden kişinin paylaşımlarına, geçmiş aktivitelerine ulaşılabilmesine karşın, hesaba hiçbir türlü giriş yapılamaz. Mahkeme tarafından verilmiş olan yetki belgesi, vasiyetname, temsil mektubu veya ölen kişinin mirasının yetkili temsilcisi olduğuna dair belge var ise ilgili kişiler tarafından hesabın kaldırılması talebinde bulunulabilir.[47] X ise henüz anıt hesap uygulaması getirmemiştir. Kullanıcının hayatını kaybetmesi durumunda yapılabilecek tek işlem; ölenin yasal mirasçısı veya birinci derece aile üyesinin talebiyle, gerekli belgeler iletildikten sonra, hesabın kalıcı olarak kaldırılmasıdır.[48]
 
  1. SONUÇ
            Türk hukukunda dijital mirasa, özellikle sosyal medya hesaplarının mirasçılara intikali gibi girift bir konuya dair doğrudan bir düzenleme olmadığından bu konuda kesin bir kanaate varmamak gerekir. Diğer bir yandan, hızla gelişen teknolojide bu konudaki sorunlar günden güne çoğalmakta olup yasal düzenlemenin yapılması, kanunun bu tartışmalardan geri kalmaması gerekmektedir.
Kanaatimizce, sosyal medya hesabının TMK m.653/2 kapsamında bir mektup gibi değerlendirilip anı niteliğinde eşya olarak sayılmamalıdır.[49] Buradaki sorun sosyal medya hesabının “somut” bir varlığının olmamasından ziyade, sosyal medya kullanıcıları birbirleriyle anlık mesajlaşmaları, bu konuşmalar üzerinde bir mektup gibi uzun süre düşünmemeleri, daha özel konuşmaların yapılması ve bu konuşmaların karşı tarafa ulaşmasında üçüncü kişilerin bir iletim rolü olmaması gibi gerekçelerle hesapların tümden intikali, ölenin mahremiyetini zedeleyebilecek ve uzatılmış kişilik hakkı teorisi kapsamında bir ihlale yol açacaktır. Bu yüzden sosyal medya hesaplarının kullanım amacına göre bir ayrım yapılmalı ve yalnızca salt ticari amaçla yönetilen hesapların intikali elverişli olmalıdır. Olması gereken hukuk açısından mevcut görüşlerde dikkate alınarak vefat eden kişinin mahremiyeti ihlal edilmemeli, kişisel nitelikteki verilere erişimin üçüncü kişilere devrine sakıncayla yaklaşılmalıdır.
 
DİPNOTLAR
* 122K868 numaralı TÜBİTAK projesi lisans bursiyeri. Bu çalışma, Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından 122K868 numaralı proje ile desteklenmiştir. Projeye verdiği destekten ötürü TÜBİTAK’a teşekkürlerimizi sunarız.
[1] https://datareportal.com/reports/digital-2025-turkey?rq=digital%202025%20turkey
[2] RG. 08/12/2001, 24607.
[3] AKTÜRK, Emrah, “Ölüm Sonrası (Post-Mortal) Kişilik Hakkının Korunması”, Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 8, Sayı: 1, 2023, s.30
[4] DURAL, Mustafa/ÖĞÜZ, Tufan, Türk Özel Hukuku: Cilt 2 – Kişiler hukuku, Filiz Kitabevi, 23. baskı, 2022. s.23
[5] SAYIN, Zeliha Gizem, “Dijital Miras ve 13.11.2020 Tarihli Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Kararı”, Ed. Başak BAYSAL/Nilay ARAT/Ahmet ABUT/Nuran Tuğçe BİLGETEKİN, KHAS Hukuk Bülteni 2020-2021 Akademik Yılı Derlemesi, On İki Levha Yayıncılık, 2021, s.273
[6] RG. 5/12/1951, 24607.
[7] SULUK, Cahit/ KARASU, Rauf/NAL, Temel, Fikri Mülkiyet Hukuku, 8. baskı, Seçkin Yayıncılık, 2024, s.120-133.
[8] SULUK/KARASU/NAL s.148.
[9] SAYIN, s.280
[10] Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, RG. 21/07/2025, 32965.
[11] RG. 29/05/1979, 16655.
[12] Bu değişiklik ile kişinin öldükten sonra organlarının alınmasına dair yaşamında bir irade beyanında bulunmamasına rağmen organ bağışçısı olduğuna yönelik rıza sayıldığından AB’de yaygın olarak kullanılan “Opting Out” sistemine geçilmiştir. Opt-Out sistemini kullanan Avrupa ülkelerinden bazıları ise; İspanya, Birleşik Krallık, Fransa, Avusturya. Detaylı bilgi için; Https://Www.Organdonationalliance.Org/İnsight/Opt-İn-Vs-Opt-Out-Donation-Systems/#:~:Text=Most%20countries%20that%20have%20adopted,İndividual%20or%20family%2c%20unless%20the E.T:15.08.2025
[13] MARAŞLI DİNÇ, Yasemin, “Ölümden Sonra Sosyal Medya Hesaplarının Hukuki Akıbeti: Dijital Miras”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Sayı: 142, 2019, s.278; BÜYÜKSAĞIŞ, Erdem/ÖZYİĞİT, Sinem/MİRKELAM FALAY, Selin/BULDAĞ, İlay Ezgi/OKUR, Mustafa Said, “Dijital Varlıkların Miras Yoluyla İntikali”, Yargıtay Dergisi, Cilt: 47, Sayı: 2, 2021, s.375; GÜRBÜZ, Eşref Can, “Dijital Varlıkların Miras Yoluyla İntikali”, Marmara Üniversitesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, Cilt: 29, Sayı: 1, 2023, s.857.; ALTINDAL, Hasan/ARSLAN, Yusuf Enes, “Türk Hukukunda Dijital Miras: Karşılaşılan Sorunlar Ve Uluslararası Uygulamalar Çerçevesinde Bazı Çözüm Önerileri”, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 25, Sayı: 1, 2021, s. 337; YILMAZ, Süleyman/ERKAN, Vehbi Umut, “Sosyal Medya Hesaplarının Miras Yoluyla İntikal Edip Edemeyeceği Sorusunun Kişisel Verileri Koruma Hukuku Kapsamında İncelenmesi”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 11, Sayı: 2, 2020, s.576
[14] MARAŞLI DİNÇ, s.279.
[15] BÜYÜKSAĞIŞ/ÖZYİĞİT/FALAY/BULDAĞ/OKUR, s.376; DEMİR, Zeynep Rana, “Sosyal Medya Hesaplarının Miras Yoluyla Geçişi Mümkün Müdür?”, Prof. Dr. Feyzi Necmeddin Feyzioğlu’nun Anısına Armağan, On İki Levha Yayıncılık, 2020, s.176.
[16] GÜRBÜZ, s.857; DEMİR, s.179
[17] MARAŞLI DİNÇ, s.282
[18] BÜYÜKSAĞIŞ/ÖZYİĞİT/FALAY/BULDAĞ/OKUR s.377-378
[19] s.382
[20] s.379; Ayrıca bkz: Malvarlığı ve kişilik haklarının iç içe geçtiği durumlarda ağırlıklı olan hakkın mirasçılara intikale elverişli olup olmadığını belirleyeceği yönünde; SEROZAN, Rona, Mirasçıya Geçen ve Geçmeyen Haklar, Mirasçının Aslından Kazandığı Haklar ve Miras Bırakanın Ölüm Sonrasına Uzanan Hakları, Prof Dr. Nihal Uluocak’a Armağan, Beta, 1997, s.312.
[21]  İNCE AKMAN, Nurten, “Miras Bırakanın Dijital Bilgilerinin Mirasçılara Geçişi (Dijital Tereke)”, İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 9, Sayı: 2, 2018, s. 556; MARAŞLI DİNÇ, s.286; Ayrıca bkz: GÖNÜL KOŞAR, Günhan, “Dijital Miras Üzerine Değerlendirmeler”, Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 18, Sayı: 216, 2023, s.1093–1094. Yazar, üçüncü kişilerin kişisel verilerinin tek başına bu varlıkların intikalini engellemeyeceği, ancak yine de menfaatler dengesi gözetilmesi gerektiği düşüncesindedir.
[22] Vedia sözleşmesi olduğu yönünde; ÇELİKTAŞ, İlyas, “Vefat Eden Kişinin Elektronik Posta Hesabı Mirasçılara İntikal Eder Mi?”, Terazi Hukuk Dergisi, Cilt: 6, Sayı: 62, 2012, s.37; Sui Generis bir isimsiz işgörme sözleşmesi olduğu yönünde; BÜYÜKSAĞIŞ/ÖZYİĞİT/FALAY/BULDAĞ/OKUR, s.358; Sui generis olduğu yönünde; DEMİR s.173; Karma tipte sözleşmeler olduğu yönünde; YILMAZ/ERKAN, s.574. Yazarlar sözleşmenin niteliği konusunda farklı düşünseler de genel olarak borç doğuran bir sözleşme olduğunu ifade etmektedirler.
[23] İNCE AKMAN, s.556
[24] Facebook için; https://www.facebook.com/Legal/Terms/Update, 4.5, Instagram için; https://Help.İnstagram.Com/581066165581870/?Helpref=Uf_Share, 7.2, X için; https://X.Com/En/Tos
[25] RG. 4/2/2011, 27836.
[26] GÜRBÜZ s.852-853; BÜYÜKSAĞIŞ/ÖZYİĞİT/FALAY/BULDAĞ/OKUR, s.361; İNCE AKMAN, s. 556; DOĞANCI, Doğa Ekrem.: “Sosyal Medya Kullanıcı Hesabı Sözleşmelerinin Dijital Tereke Yönünden Değerlendirilmesi”, Marmara Üniversitesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, Cilt: 28, Sayı: 1, 2021, s.360; Karşı yönde; DEMİR s.176. Yazar, bu koşulların dürüstlük kuralına aykırı derecede kullanıcı aleyhine sonuç doğurmayacağı görüşündedir. Ancak yine de bu koşullar yürürlük denetiminden geçemeyeceği için tek başına mirasla intikali engellemeyecektir demektedir.
[27] Ayrıca bkz; Irak’ta görev yapan Justin Ellsworth’un ölmesi sonucu aile, Yahoo!’dan erişim izni istemiş, istek genel işlem şartları gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. Mahkeme, söz konusu hesabın terekede yer aldığına dair karar vermesine karşın, Yahoo! Doğrudan bir erişim tanımamış, içeriklerin bir kopyasını göndermiştir. İNCE AKMAN, s.529.; DOĞANCI, s.849.
[28] ALTINDAL/ARSLAN, s. 338.
[29] RG. 07/04/2016, 29677.
[30] Kişisel verileri dair korumalar Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’nde de gerçek kişilere yöneliktir.
[31] DEMİR s.165
[32] Bu konuda; Kişisel Verileri Koruma Kurulu 18.09.2019 tarihli 2019/273 sayılı kararında, vefat eden eşinin tüm medikal ve diğer verilerini talep eden kişinin başvurusunu, KVKK’nin koruma alanının 3. madde gereği gerçek kişilere yönelik olduğu, verileri istenen kişinin öldüğünü dolayısıyla gerçek kişi olmadığını, sonuç olarak bu talebin KVKK madde 11 kapsamında değerlendirilemeyeceği yönünde karar vermiştir. Aksi yönde; Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelik m.11/1, RG. 21/06/2019, 30808
[33] ALDEMİR TOPRAK, İpek Betül: “Dijital Mirasın Mirasçılara İntikalinde Kişisel Verilerin Korunması Sorunu”, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 32, Sayı: 4, 2024, s. 23.
[34] DURAL/ÖĞÜZ, s.166; ERMAN, s.183, ÖZSUNAY, s.212
[35] GEZDER, Ümit: “Ölüm Sonrası Hatırayı Koruma Doktrini ve Ölüm Sonrası Kişiliğin Korunması Teorisi”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 65, Sayı: 1, 2011, s.212; AKTÜRK, s.35.
[36] SEROZAN, Rona: “Kişilik Hakkının Korunmasıyla İlgili Bazı Düşünceler”, İstanbul Üniversitesi Mukayeseli Hukuk Araştırmaları Dergisi, Cilt: 11, Sayı: 14, 2011, s. 109 SEROZAN, Rona: “Doğum Öncesi (Prenatal) ve Ölüm Sonrası (Postmortal) Kişiliğin Korunması”, Prof. Dr. Tuğrul Ansay’a armağan, 2006, s.322.; SEROZAN, Rona: “Miras Hukukunun Gelişim Süreci: Sosyo-Ekonomik Planda ve Hukuk Politikasında Yaşanan Değişiklikler ve Bu Değişikliklerin Miras Hukukunun Gelişimi Üzerindeki Etkileri”, Çev. Meliha Sermin PAKSOY, İstanbul Hukuk Mecmuası, Cilt: 73, Sayı: 1, 2016, s. 535.
[37] GEZGER, s.215; YILMAZ, Çiğdem Mine: “Mephisto Kararı Çerçevesinde Postmortal Dönemde Kişilik Hakkının Korunmasının Değerlendirilmesi”, İstanbul Ticaret Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Cilt: 20, Sayı: 41, 2021, s. 895; AKTÜRK, s.31.
[38] Ayrıca Bkz: BGH, Urt. V. 20.3.1968, I ZR 44/46; YILMAZ, s.889.
[39] AKTÜRK, s.37.
[40] SEROZAN, Rona, Mirasçıya Geçen ve Geçmeyen Haklar, Mirasçının Aslından Kazandığı Haklar ve Miras Bırakanın Ölüm Sonrasına Uzanan Hakları, s.315.
[41] Ayrıca bkz.; Hasta Hakları Yönetmeliği m.21; “Ölüm Olayı, Mahremiyetin Bozulması Hakkını Vermez.” RG. 01.08.1998, 23420
[42] İLERİ, Çiğdem: “Dijital Miras – Alman Federal Mahkemesi’nin Facebook Kararı Üzerine Bir İnceleme”, Türkiye Barolar Birliği Dergisi, Cilt: 32, Sayı: 146, 2020, s.147.
[43] BGH, 12.07.2018 – III ZR 183/17
[44] Detaylı bilgi için; İLERİ, s.123-152.
[45] Detaylı bilgi için; https://www.facebook.com/help/memorialized E.T.:17.08.2025
[49] Aksi yönde; BGH, 12.07.2018 – III ZR 183/17.

Paylaş